dönüp dolaşıp gelen, belli başlı sıkıntı noktalarım var benim.
bulur gelir, alır uzaklara götürür, sinirlendirir sonra bırakır gider.
huzur içinde mi? tabi ki hayır.
kısa süreliğine sakinleşirim.hiç bişey olmamış gibi yaşar giderim günlerimi.
sorunsuz kalmaz kafam benim.
sürekli tilkiler dolaşır.üstelik bin tane…

geceleri uyutmaz bazen,
iyi huyluları da vardır üstelik,
bir güzel uyandırır uykumdan beni, der ki; kalk bişiler yap!
değiştir bişeyleri işte, herşeyi ben mi söylicem?!

mızmızlanıp uyanır, iki satır yazar, belki karalar bişiler,
azcık rahatlar dalarım rüyalarıma kaldığım yerden devam ederim.
gündüzleri uyurum ben, geceleri yaşarım aslında.

ne zaman bişeylerden şikayet etsem kendimden uzaklaşırım.
madem değiştirecek kadar mecalin yok, konuşacak kadar da olmasın derim.

ne söylemek istiyordum, neler yazdım!
kendimi dinlemeyi unuttum sanırım.içlerde bir yerlerde aslında ne düşünüyorum?
ne demek istiyorum? kendimi duyamıyorum bu gereksiz sesler yüzünden.

kim duyuyor ki?
saçma sapan yalanlarla, içi boş iltifatlarla kabartıyoruz yüreğimizi.
sonra beyaz bir fincan içinde kahverengi telvelerden bekliyoruz neydi içimizdeki sıkıntı sahi?

bu gri gökyüzü bu satırları döktü parmaklarıma bu sabah.
ama güneşi sevdiğim kadar yağmuru da seviyorum, birazcık dinlersem sesini.

sanırım gökyüzü kendini bir hüzüne bıraktı ve ağlamak istiyor bu ara.
bırak ağlasın, rahatlamaya ihtiyacı var onunda, senin de…

Reklamlar